| # | ||
![]() |
||
|
|
||
Ofis düzeniniz çalışma anlayışınızı yansıtıyor 20. yüzyılda sayıları hızla artan beyaz yakalılar, iş dünyasının kurallarını olduğu kadar ofis düzenlerini de değiştirdi. Beyaz yakalıların çalışma biçimleri ve ihtiyaçları değiştikçe önce ofis düzenleri, sonra mimari, sonra da şehirler yeniden biçimlendi. Ofislerde açıklık ile mahremiyet, işbirliği ile özerklik arasında tercihler değiştikçe, bu durum ofislerdeki oturma düzenlerine yansıdı. Bir ofisin oturma düzenine bakarak o kuruluşun çalışma anlayışı ya da ofis yönetimi mentalitesini anlamak mümkün müdür? Wired'dan Cliff Kaunag'ın makalesine göre mümkün. İşte 20. yüzyıl boyunca değişen ofis düzeninin ve yönetim anlayışının kısa tarihçesi. 1. Taylorizm: Amerikalı mühendis Frederick Taylor, dünyada ofis tasarlayan ilk kişi olarak biliniyor. Taylor'un 1900'lerde tasarladığı ilk ofis onun verimlilik ve kontrol takıntısını yansıtan bir düzene sahipti: Beyaz yakalıların masaları açık ofiste düzenli bir biçimde sıralanıyor, yöneticilerin de hepsini görebileceği bir noktada kendi odaları bulunuyordu. 2. Bürolandschaft: 1950'lerin Avrupa'sında gelişen "ofis peysajı" kavramı, açık ofislerde yerleşimin belli işlevlerin gruplandığı parçalar halinde oluşması gerektiğini öngörüyordu. O dönemin sosyalist düşünce yapısının da etkisiyle,açık ofislerde patron odası yerine yönetici bölümü, memurlar yerine çalışma grupları oluşturuluyordu. 3. Action Office: 1968'de Avrupalı ofis mobilyası üreticisi Herman Miller firmasının piyasaya çıkardığı Action modeli çalışma ünitesi, bugün pek çok türevi ile hala kullanımda. Esnek kullanım alanı ve masalar arasındaki alçak bölmeleri ile Action, ofislerde kübik oturma düzeninin öncüsü oldu. 4. Kübik Ofis: Ofis alanlarında yerleşim esnekliği sağlayan kübik masalar 1980'lere gelindiğinde artık yeni bir anlama sahipti. Tamamıyla kübik çalışma gruplarıyla dolu bir açık ofiste artık çoğunluk belli uzmanlıkları ve yetkileri olan beyaz yakalılardan oluşuyordu. Ofisler gerektiğinde alçı duvarlara bölünebiliyordu. Yüzyılın sonlarına doğru, 1994'te ünlü reklam ajansı TBWA/Chiat/Day's'in ofisi "virtual office" (sanal ofis) kavramının öncüsü oldu. Ofiste kimsenin kendi masası yoktu. Herkesin mobil telefonu, dizüstü bilgisayarı ve bir dolabı vardı; herkes boş bulduğu yere oturuyordu. Çalışanların her an, her durumda çalışabilir, iletişebilir olmasıyla verimliliğin artacağı düşünülüyordu. 5. Networking: 21. yüzyılın başlarına gelindiğinde tasarımcılar, kübik masalar tarlasına dönüşmüş ofisleri, çalışanların kendi tercihleri doğrultusunda çalışma alanlarını ayarlayarak diğer iş arkadaşlarıyla iletişimini geliştirecek, daha sosyal çalışma alanlarına dönüştürmeyi denediler. Artık bölmeler yerine masalara eklenen hareketli kesonlar, dolaplar vb. vardı. Günümüzde halen yaygın olarak kullanılan bu ofis düzeni gerekli sınırları oluşturuyor fakat fiziksel engel görüntüsü vermiyor. |
|
|
|
|
||
|
|
||